SSCB’nin kapitalist restorasyonu akabinde artık umabileceğimiz tek şeyin ehlileştirilmiş bir kapitalizm ve sosyal demokrasi olduğu söylense de, kendimizi bulduğumuz yer neoliberal tahakküm ve tüm dünyaya yayılmış savaşlar oldu. Tüm ezilenler için yeni bir çıkışın yaratılmaya çalışıldığı bu zamanlarda, kapitalist barbarlığa alternatif olarak tartışılan ve sol içinde gittikçe popüler hale gelen fikirlerden birinin de komün fikri ve komünalizm olduğunu görüyoruz.
Peki, komünalizm düşüncesi tarihsel materyalist perspektiften ne ifade edebilir? Temelde merkezi planlı ekonomi ve sovyetler cumhuriyeti ilkelerine değil, komünal ekonomi ve demokratik komünlerin bir aradalığı fikirlerine dayanan ve Chiapas ve Rojava’da elde ettiğimiz somut kazanımlardan beslenen bu düşünce, günümüzde sosyalist devrime ve komünizm hedefine alternatif bir “3.yol” önerebilir mi bize? Kapitalist bunalımdan çıkışın ve yeni bir üretim tarzının örgütlenmesinin olanaklarını yaratabilir mi? Özetle; komünizm mi, yoksa komünalizm mi? Abstrakt kolektifi olarak ilk dosya konumuz bu.
Meselenin tarihsel boyutu açısından Alp Altınörs, Ekonomi Komünleri Üzerine: Dühring ve Engels yazısı ile Engels’in ansiklopedik eseri Anti-Dühring’de ekonomi komünleri federasyonu ve sosyalizm tartışmasının köklerine işaret ederken, bir diğer yazısı olan Makhno Hareketi ve Bolşevizm’de Türkçe’de çok rastlamadığımız bir tartışmaya eğilerek, komünalizm fikri ile büyük benzerlikler taşıyan, Ukrayna’da 1917-1921 döneminde hüküm süren ve “iktidardaki anarşizm” olarak da anılan Makhno Hareketi ile Bolşeviklerin mücadelesini karşılaştırıyor.
Bilindiği üzere komünalizm, radikal demokrasi ve post-marksizm tartışmalarından beslenen bir konu. Bu çerçevede, Ali Haydar Saygılı, Laclau ve Mouffe’da ve Öcalan’da Radikal Demokrasi yazısı ile teorik arkaplanını resmettikten sonra radikal demokrasi tezinin ve pratiğinin bu düşünürler tarafından nasıl işlendiğini karşılaştırıyor ve bahse konu tezin Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da sosyalist stratejiye sunabileceği katkıları tartışıyor. Neva Balkan ise Bookchin ve İç Savaşlar Toplumu’nda Murray Bookchin’in Marksizmi karikatürize ettiğini ve Komünalizm düşüncesi ile ütopyacılarla aynı temelden – sınıfsal çelişkilerden bağımsız, soyut bir akla duyulan güvenden beslenerek yanlış ve işlevsiz sonuçlara vardığını savunuyor.
Yazarlardan Olcay Çelik ve Arzu Demir ise komünalizm düşüncesinin ekonomi boyutuna odaklanıyorlar. Olcay Çelik, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bu konuda geliştirmiş olduğu tezlere karşı Marksist-eleştirel bir yaklaşım getirerek, Komünal Ekonomi Ayrı Bir Üretim Tarzı Olabilir mi? diye soruyor, gazeteci Arzu Demir ise Rojava’da Ekonominin Temel İlkesi Herkesin Üretime Katılması metni ile Rojava’da inşa edilmeye çalışılan komünal ekonominin pratikte nasıl bir seyir izlediğini “yerinden” değerlendiriyor.
Dosyamız kapsamında ayrıca Karl Marx’ın eserlerinden ilgili bölümleri İşçi Yönetimindeki Kooperatif İşletmeler Üzerine başlığı altında derledik, yine Rosa Luksemburg’un eserinden bir bölümü İşçi Kooperatifleri Yeni Bir Toplumun Temeli Olabilir mi? başlığı altında çevirdik. Her ikisini Canan Kaplan’ın çevirisiyle okuyabileceksiniz. Marksizmin kurucularının konuya dair yazdıklarının dosyamıza teorik derinlik katacağını ve ilgililer için bir başvuru kaynağı olabileceğini düşünüyoruz.
Umarız bu ilk dosya konumuz kapsamında yürüttüğümüz tartışmalarla teorik açıdan bir zemin temizliğine girişebilmiş ve bir sonraki dosya konumuz olan “Komünizmin Güncelliği” tartışmalarına ferah bir giriş yapmış oluruz.