HİNDİSTAN’DAKİ ÇİFTÇİ PROTESTOSU

İngilizce’den çeviren Onur Yılmaz.

Click for the English version.

200 binden fazla çiftçinin Delhi’ye yürüdüğü 26 Kasım 2020’den bu yana, protestocu çiftçiler Delhi sınırı üzerinde kamp yaparak ulusal başkente giriş ve çıkış istikametindeki karayollarını kapatıyorlar. Çiftçilerin temel talebi, Modi hükümetinin Eylül 2020’de sunduğu, tarımda büyük sermayenin önündeki engelleri kaldıran üç çiftçilik yasasının geri çekilmesi. Protestolar haklı bir şekilde hem çapı hem de uzun sürmesi bakımından tarihi olarak adlandırıldı – ben bu yazıyı yazarken, çiftçiler uzun vadede hasat sezonu boyunca kampta kalabilmek için ortak hazırlıklar yapıyorlardı. Bir çiftçi liderinin sözleriyle, yasalar geri çekilinceye kadar eve gitmeyecekler.1

Çiftçilik Yasaları ve Modi’nin Ekonomik Bakış Açısı

Modi hükümeti, muson sezonu sırasında ülke artan Covid-19 vakalarıyla sersemlemiş durumdayken parlamentoda çiftçilikle ilgili üç tartışmalı yasa tasarısı sundu. Hükümet, diğer partilerin karşı çıkışına rağmen ve çiftçi sendikalarına danışmadan yasa tasarılarını tek taraflı olarak geçirdi.

Bu üç yasa toplamda, devletin çiftçilerden yaptığı alım garantisini azaltmakta ve büyük sermayenin sözleşmeli tarım ve pazarlama alanına girmesini kolaylaştırmaktadır. Çiftçi Mahsul Alım Satımı ve Ticareti (Tanıtım ve Kolaylaştırma) Yasası, çiftçilerin ürünlerini devlet tahıl pazarlarının dışında özel tüccarlara satmalarına olanak sağlıyor ve tüccarların pazara giriş için ödediği ücreti kaldırıyor. Fiyat Güvencesi ve Çiftlik Hizmetlerine Dair Çiftçileri (Güçlendirme ve Koruma) Anlaşması, çiftçilerin özel şirketlerle veya tüccarlarla sözleşme yapmalarına imkân veriyor ve Temel Emtialar (Değişiklik) Yasası ise özel kuruluşların tahıllar, bakliyatlar, yağlı tohumlar, soğan ve patatesleri stoklamaları üzerindeki kısıtlamaları kaldırıyor.

Çiftçilik Yasaları, parlamentoda Sanayi İşgücü Yönetmeliği ile aynı günde geçti. Bu yönetmelik sanayi birimlerinin daha geniş kesimi için işçilerin kısa süre içinde işe alınma ve işten atılmalarını kolaylaştırdı. Çiftçilik yasaları, Modi hükümetinin ekonomik bakış açısının net bir yansımasıdır – ‘iş yapma kolaylığını geliştirmek ve şu ana kadar küçük üreticilerin hakim olduğu ya da devletin koruduğu sektörlere özel sermayenin büyük ölçekli girişini aktif olarak teşvik etmek.

6 yıllık iktidarında Modi hükümeti sigortacılık ve savunma gibi sektörlere doğrudan yabancı yatırımlar için üst sınırı arttırdı, demiryolları ve limanlar gibi çeşitli devlet hizmetlerinin özelleştirilmesini başlattı ve özel yüksek öğretimde hızla genişlemeyi teşvik etti. Sağlık hizmetlerinde ABD tarzı bir sigorta planı başlattı ve özellikle çeşitli devlet sübvansiyonlarının nakit transferlerine dönüştürülmesinin altını çizdi.

Bir açıdan, Modi hükümeti yalnızca, 1980’lerde Hindistan ekonomisinin liberalleşmesini başlatan ve o zamandan bu yana bunu destekleyen Kongre Partisi’nin ekonomik mirasını sürdürüyor. Ancak, Gıda ve İstihdam Hakkı gibi hak temelli refah programlarını başlatmada daha sorumlu davranan önceki Kongre hükümetlerinin aksine, Modi hükümeti devlet harcamalarını ve müdahalelerini azaltmada daha acımasız davranıyor. Büyük sermayeyi desteklemesine ve ondan destek görmesine rağmen önceki hükümetler, refah programları ve devlet desteğinin genişletilmesi gibi seçim vaatleri yoluyla emekçi sınıflardan siyasi meşruiyet kazanmanın peşindeydi. Modi aynı zamanda başta Ambani ve Adani grupları olmak üzere büyük iş grupları ile özellikle yakın bir ilişkiden faydalanmayı sürdürürken, hükümetine olan kitle desteği Hindutva ideolojisine ya da Hindu-merkezli bir Hindistan fikrine bağlıdır.

İki kuvvet birbiriyle beslenebilir. BJP, bir önceki seçimlerde mali desteğin aslan payını aldı. Modi taraftarı iş gruplarına ait çoğu televizyon haber kanalı, onun hükümetini açıkça destekliyor. BJP ayrıca, sosyal medya yoluyla popüler söylemi manipüle eden çok sayıda bilişim hücresine sahip. Sonuç olarak BJP, Modi’nin Hindistan’ı tarihi zafer günlerine geri döndürdüğü ve yeni ekonomik zirvelere taşıdığı, kendi ülkesinde dinini yaşayamayan, mağdur bir üst kast Hindu anlatısı yaratabildi. Sosyal, ekonomik, politik veya dini, herhangi bir konudaki muhalifler, millet karşıtı olarak damgalanırlar ve bu yüzden tehlikelidirler. Bu, seçimlere katılan muhalefetin kırımına ve ezici bir şekilde Modi’nin lehine kutuplaşmış bir kamuoyunun oluşmasına yol açtı. Modi hükümeti, birçok refah devleti programından paçasını kurtararak durumdan yararlanmaya çalışıyor, kamuoyundaki söylem üzerindeki kontrolleri sayesinde politik olarak telaşsız ve sakin kalmayı umuyor.

Geçmişten Kopuş

Çiftçilik Yasaları, Hindistan devletinin tarımla ilişkisinde net bir değişimi yansıtıyor. 1960’ların sonlarından bu yana, Hindistan devleti, çeşitli girdi sübvansiyonları ve kolay kredi mevcudiyeti ile tarımdaki küçük emtia üreticilerini desteklemiş ve ana mahsuller için destek fiyatları sağlamıştı. Devlet, Kamu Dağıtım Sistemi aracılığıyla sübvanse edilen destek fiyatlarıyla satılan tahılı temin eder. İlk uygulanmaya başlamalarından bu yana bu politikalar sadece, 1970’lerde ve 1980’lerde geniş çiftçi kitlelerinden oluşan baskın yeni bir sınıfın devletten daha fazla kaynak talep eden bir siyasi güç olarak ortaya çıktığı, kuzeybatı ve güneydeki birkaç eyalette etkili bir şekilde uygulandı.

Ekonominin 1990’ların başındaki liberalizasyonu bu resmi değiştirdi. Modern tarım teknikleri daha geniş alanlarda uygulanmış olsa da, tarıma devlet desteği büyük ölçüde azaldı. Yükselen girdi fiyatları, artan borç ve devlet desteğinin düşüşü, ülke genelinde alarm verici sayıdaki çiftçi intiharlarında kendini gösteren birkaç yıllık akut tarım krizine yol açtı. Pencap ve Kerala gibi daha önce bu politikalardan yararlanılan eyaletlerde de çiftçiler tarımsal sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Bu süre boyunca çiftçi hareketleri, ülke genelinde destek fiyatlarının ve tedarikin eşit bir şekilde uygulanmasını talep etmiştir.

2014 yılında BJP dahil tüm siyasi partiler, bu talepleri seçim manifestolarına dahil ettiler. Modi’nin ilk döneminde, ülkenin farklı yerlerinden çiftçiler, hükümeti seçim vaatlerinden sorumlu tutmak için yapılan ajitasyonlara öncülük etti. 2017 yılında polis Madya Pradeş, Mandsaur’da minimum fiyat desteğinin yürürlüğe girmesini talep eden çiftçilere ateş açtı ve altısını öldürdü. Aynı yıl, Tamil Nadulu çiftçiler, mahsullerde yaşanan bir yıllık yetmezliğin ardından Yeni Delhi’de, borç ertelemesi talebiyle dört aylık uzun bir protesto gösterdiler. Mart 2018’de, yaklaşık 50 bin çiftçi Maharaştra’da borç ertelemesi, yeterli destek fiyatları ve kabileler halinde yaşayan topluluklardaki çiftçiler için toprak hakları talepleriyle 200 kilometreden uzun bir yürüyüş gerçekleştirdi. Modi’nin Çiftçilik Yasaları, çiftçilerin mevcut taleplerinin yarattığı ruhun tam tersi yönde ilerliyor.

Protestoların Sınıfsal Karakteri

Destek fiyatlarını tayin etme ve artırma talebinin görece büyük toprak sahibi çiftçilere yaradığını not düşmek önemli. Belirli bir eşiğin altındaki (marjinal) ve küçük yetiştiriciler net tahıl tüketicileridir ve bu nedenle, gıdanın satış fiyatındaki bir artıştan faydalanmayabilirler. Topraksız tarım işçileri de yine tarım sektöründeki maaşlarda bir artışa dönüşürse, destek fiyatlarındaki artıştan dolaylı bir fayda görebilirler. Ek olarak, devlet tedarikinin yalnızca bazı eyaletlerde işliyor olmasından dolayı yoksul eyaletlerden çiftçiler mevcut protestolardaki ana katılımcılar arasında yer almamıştır, zira onlar zaten özel tüccarlara tahıl satmaktadırlar.

Ancak, devam eden protestoların sınıfsal karakterini 1970’lerde baskın bir güç olan çiftçilerin protestolarıyla eşitlemek haksızlık olur. Tarım sektöründeki eski seçkinler kentsel mesleklere ya da iş alanlarına geçiş yapabilmişlerdi ve bunların ekonomik çıkarları artık öncelikle tarıma bağlı değil. Tarımsal yetiştiriciliğe devam eden kesimler ise liberalizasyon dönemini atlatmayı başaramadı.

Marjinal/kiracı konumundaki çiftçilerin ve topraksız emekçilerin çıkarları bu mücadelede kendine yer bulmuyor ve protestocular hâlâ büyük ölçüde tarımsal olarak gelişmiş eyaletlerden geliyorlar. Ancak bunlar artık ulusal düzeyde baskın bir sınıf değiller. Aksine, devlet şimdi kırsal ekonomideki küçük emtia üreticilerinin ve tüccarların alanını büyük sermayeye sunuyor.

Mekâna Kilitlendiler

Sınıfsal sınırlılıklarına rağmen, çiftçilerin protestoları, Modi hükümetinin büyük sermaye ve hizmetkâr medyası ile doğrudan karşı karşıya geldiler. Çiftçiler, Modi ile Ambani ve Adani grupları arasındaki yakın ilişkilerle ilgili endişelerini tekraren dile getirdiler. Çiftçilerin boykotuyla yüzleşen Ambani’nin telekomünikasyon şirketi Jio’nun Haryana ve Pencap eyaletlerinde tek bir ay içinde iki milyon müşteri kaybettiği bildirildi2. Ayrıca, Kalistani ya da Sih milliyetçi duyarlılığının motivasyonula çoğunlukla Sih çiftçi hareketini ekrana yansıtan anaakım televizyon medyasına da güvenmiyorlar. Protestocular bunun yerine, bilgiyi yaymak için “Troley Zamanı” (Trolley Times) adlı kendi medya kanalını yarattılar.

Protestolar, özellikle kentsel mesleklerde çalışan sınıftan, benzeri görülmemiş bir şekilde destek gördü ve bu sınıfın dikkatini çekti. Çiftçi protestolarına destek, Müslüman karşıtı yurttaşlık yasası değişikliği üzerinden Modi hükümetine meydan okuyan bir yıl önceki Shaheen Bagh3 protestolarına olan destekten kesinlikle daha geniş. Çiftçi sendikaları ve hükümet çoklu görüşme turuna girişmiş olsalar da hükümet, yasaları geri çekmek için esasen önemli bir hamle yapmadı ve bir tıkanıklık hali devam ediyor.

Çiftçilerin protestosuna destek 26 Ocak Hindistan Cumhuriyet Günü’nde zirve yaptı. Çiftçiler Delhi’ye doğru devasa bir traktör alayı çıkardı. Yürüyüşün çoğu olaysız geçerken, bazı yerlerde çiftçiler ve polis arasında çatışmalar yaşandı. Bazı protestocu çiftçiler de eski Delhi’deki tarihi Kızıl Kale’yi bastılar. Muhtemelen BJP bağlantılı4 dış aktörlerin şiddeti başlatma konusundaki dahiliyetleriyle ilgili sorular ortaya atıldı. Ne olursa olsun, bu, şu ana kadar barışçıl kalmış olan çiftçi protestolarını kamuoyu nezdinde gözden düşürmek için mükemmel bir fırsattı.

26 Ocak’tan sonra hükümet, protestocu çiftçileri Delhi çevresindeki kamp alanlarından çıkarma çabalarını arttırdı. Ancak çiftçi sendikaları, Kuzey-Batı Hindistan’da çeşitli mitingler, protestolar ve mahapanchayat’lar5 aracılığıyla seferberliği yükselterek hasarı sınırlayabildiler. Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle, binlerce kadın çiftçi Delhi sınırında gerçekleşen protestolara katıldı. Çiftçiler şimdi uzun süreli kamp için hazırlanıyorlar ve yasaların tamamen yürürlükten kaldırılması ve destek fiyatı güvencesi taleplerinden geri adım atmıyorlar. Sırada ne olacağı, çiftçilerin popüler anlatının kontrolünü yeniden kazanıp ele alıp alamayacağına ve daha geniş tarımsal sınıflardan, özellikle de ülkenin diğer bölgelerinden topraksız işçilerden ve yetiştiricilerden destek alıp almayacağına bağlı olacaktır.

Dipnot: 

  1. https://www.hindustantimes.com/india-news/farmers-protest-ghar-wapsi-only-after-laws-are-repealed-says-rakesh-tikait-101613128843671.html
  2. https://www.businesstoday.in/sectors/telecom/farmers-protests-reliance-jio-loses-subscribers-in-haryana-and-punjab/story/431727.html
  3. Shaheen Bagh protestosu, 11 Aralık 2019’da Hindistan parlamentosunun her iki aşamasında da vatandaşlık yasası değişikliğinin kabul edilmesine ve ardından gelen polis müdahalesine cevaben, kadınların önderliğinde, oturma eylemi şeklindeki barışçıl protesto eylemleridir. Başta Müslüman kadınlardan oluşan Shaheen Bagh protestocuları, 14 Aralık 2019’dan 24 Mart 2020’ye kadar 101 gün boyunca Yeni Delhi’de bir yolu şiddet içermeyen bir direnişle kapattılar. Shaheen Bagh, Delhi’nin Güney Delhi bölgesindeki bir mahalle.
  4. https://thewire.in/politics/deep-sidhu-lakha-sidhana-farmers-unions
  5. Mahapanchayat, kırsal alanlardaki yerel liderler tarafından yönetilen, birkaç komşu bölgeden insanların oluşturduğu bir cemaattir. Panchayat, rutin olarak seçimlerin yapıldığı bir köy meclisidir ve lidere genellikle mukhiya veya sarpanch denir.